Yalnızlık Üzerine
- 17 Ara 2025
- 1 dakikada okunur

Psikiyatrist Alper Hasanoğlu ve Cengiz Arca moderatörlüğünde, yazar ve edebiyatçı Irmak Zileli’nin konuk olduğu “Yalnızlık” temasının konuşulduğu söyleşiyi çok beğendim. Üzerine düşünüp, kendi değerlendirmemle birlikte blogumda sizlerle de paylaşmak istedim.
Birçoğumuzun zaman zaman içine düştüğü, bazılarımızınsa uzun süre eşlikçisi olan bir his. Peki yalnızlık gerçekten “kötü” bir duygu mu, yoksa bize bir şey mi anlatıyor?
Aynı evde, aynı odada, istediğimiz anda ulaşabileceğimiz biri varken yalnız hissetmemek kolaydır—hatta tadından yenmez.
Ama ulaşabileceğimiz yerde kimse yoksa… işte o zaman yalnızlık en ağır hâliyle gelir.
Cemal Süreya’nın da dediği gibi:
“İnsanı rahatlatan şey, yalnızlıktan istediği an çıkabilecek olma ihtimalidir.”
Yalnızlık çoğu zaman üretkenliği beraberinde getirir.
Bir şeyler yaratmak, düşünmek, içe dönmek…
Bunların hiçbiri kalabalığın içinde kolay olmaz.
Birinin sohbet etmeye çalıştığı bir ortamda zihnimizin derinlerine inemeyiz.
Fakat yalnızlık kimi zaman zorlayıcı hale gelebilir.
Özellikle de uğraşlarımızın, zevklerimizin, hislerimizin ve varlığımızın dışlandığı, görülmediği ya da onaylanmadığı durumlarda.
Tam da bu yüzdendir sevdiğimiz insan bizi anlamadığında, desteklemediğinde incinmemiz, yaralanmamız. Çünkü o anlarda yalnızlığın en keskin hâline temas ederiz.
Yalnızlık her zaman kötü değildir. Ama görülmemek, onaylanmamak ve dışlanmakla birleştiğinde oldukça zorlayıcı bir histir.
Peki hiç düşündün mü, sen bu aralar yalnızlıkla nasıl bir ilişki içindesin?



Yorumlar